DİDEM ÜRER: Sayın Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın Reyhanlı’ya giderken olağan üstü bir güvenlik önlemi almasını eleştirdi: “Sayın Başbakan Reyhanlı’ya gitti, binlerce polis özel berelileri görünce Başbakan düşman ülkesine mi gidiyor dedim? Reyhanlı’ya gidiyorsun sen 5 askeri helikopter, Türkiye’de bir ilçeye Başbakan gidiyorsa, o kişinin Başbakanlığından şüphe duyarım” dedi.
ADNAN OKTAR: Ama şimdi doğru değil bu olur mu? Orada adamlar, özellikle kasten bizim canlarımıza, kardeşlerimize bir suikast hazırladılar, çok fazla şehit verdik. Orada amaç, Suriye’den gelen canlarımızın, o mübarek insanların, bize zararlı insanlar olduklarını bize inandırmak. İnsanların egoist bencil damarlarını tahrik etmek, insanların o sevgisiz, merhametsiz, acımasız, bazı insanların tabii, bazı insanların, o negatif yönlerini tahrik edip diyecekler ki; “kardeşim gidin. Ne işiniz var bizim ülkemizde? Nereye gidiyorsanız gidin” vardır ya mesela kapıya dilenci gelir adam sille tokat döver, öyle merhametsiz, acımasız bir ruhu hortlatmak, canlandırmak için bunu yaptılar. Kardeşim millet vicdanlı sen ne yaparsan yap. Yüz bin bomba patlatsan, Reyhanlı’yı yerle bir etsen yine çağırırız biz kardeşlerimizi. Sen istediğin kadar onlara mal etmeye kalkış. Diyorlar ki; “bunlar uğursuz bak görüyorsunuz başınıza bela açıyorlar.” Çözüm? “Onları kovmak, gönderin kapatın kapıyı” yok öyle bir şey. Biz merhamet ehliyiz, şefkat ehliyiz. Kardeşim diyoruz “sen orada olsan ne olurdu?” “ben orada olsam tabii Türkiye’ye sığınmak isterdim” diyor. “Türkiye’nin beni almasını isterdim istemem mi” diyor. Ya ailen çoluğun çocuğun olsa? “Tabii onların da gelmesini isterdim.” Peki bomba patlatılsa? “Yine gelmek isterdim” diyor “yine Türkiye’nin beni alması gerekir” diyor. Bre acımasız adam, bazı kişiler için söylüyorum oradaki, bazı zalim ajanlar için. Sen kendin için böyle egoistçe bakıyorsun, mazlum tertemiz oradan anneler kız kardeşler geliyor, filinta gibi ne istiyorsun onlardan? Biz bakıyoruz, ayrıca bize misafir geliyorlar, sana ne? Seni ne ilgilendirir? Bakacağız bir milyarda olsa bakarız, Allah’ın izniyle. Değil öyle 30 bin 300 bin, inşaAllah. Koskoca Türkiye, her yere sığarlar benim canlarım. Bizi merhametsizliğe, şefkatsizliğe sevk edeceklerini zannettiler, Allah bizi imtihan etti. Reyhanlı, Allah’ın bize bir imtihanıydı. Allah bizim merhametimizi şefkatimizi denedi. Millet şefkatli, merhametli ve vefalı. Allah bunu, bizlere gösterdi, millete gösterdi. Demek ki bu mübarek millet dünyayı idareye namzet. Ne kadar merhametli, ne kadar adil olduğunu, Allah bir kere daha dünyaya gösterdi. Fransızlara böyle olacak, bütün kapıları kapatırlardı. Norveç, İsveç polis nefes aldırmaz direkt denize döküleceklerini bilseler almaz yani sokmazlar, sureti katiye de sokmazlar. Ama Türkiye, merhamet ülkesi, şefkat ülkesi. Bağrına basıyor. Onun için Başbakanımız oraya gittiğinde, adan ne yapacaktır? Bir bombada oraya patlatmaya kalkacak. Vereceği imaj ne? “Bak Başbakan’ın bile yanında bomba patlatıyor bu adamlar, çözüm yok kapatalım sınır kapılarını bunlar gelmesin. Başka çare yok. Bunu dedirtecekler. Başbakanımız çocuklu koskoca insan, çok aklı başında bir insan. Uyanık bir insan. Yani orada gösterilecek cesaret, ahmaklık olur. O bir yiğitlik değil ki, ahmaklık olur. O cesaret mi? Milletten mi çekiniyor orada? Milletten çekinmiyor, millet onu seviyor, o da milletini seviyor. Oradaki kahpelerden kalleşlerden kendini korudu. Milletten değil, Arap kardeşlerimizden Suriyelilerden değil, mazlumlardan değil. Onları çok seviyor, onlar da onu seviyor. Oradaki bir avuç kahpe için alındı o tedbir. Kahpeye de cesaret, akıllı bir hareket değildir. Olur cesaret de, hamakat ayrıdır. Mesela kahpe diyor ki; “boynunu düzletsene şu kütüğün üstüne” diyor, elinde de balta var. Sen desen ki “ben çok cesurum. Ne yapacak adam? Ben oraya boynumu korum” dersen, o hamakat olur ahmaklık olur. O Reyhanlı’nın mübarek halkına, oradaki tertemiz insanlara alınmış bir tedbir mi? Belli ki, it kopuk takımına alınmış tedbir. Onu anlamazlıktan gelmenin bir alemi yok. Başbakan doğru yaptı.