ADNAN OKTAR: “Adnan Muhammed güzel Hocam, bir sorum var. Deistler İslam’ı eleştirmede ayetleri kullanarak çeşitli sapıkça düşüncelere karşı ne yapmalıyız? Tartışmaya girmemiz uygun olur mu?”
Nedir bu deist?
DİDEM ÜRER: Estağfirullah Hocam, dine inanmıyorlar herhalde.
ADNAN OKTAR: Yani dinsiz. Evet, Allah’a inanan dinsiz. Deist oturup dini eleştiriyorsa, zaten dine inanıyordur. Bir adam inanmadan dinle uğraşmaz. İnanıyordur fakat, inanmak istiyordur, onun için o soruları sorar o. Yani inanamamanın rahatsızlığı vardır, onu başka insanlara sorarak, açıklığa kavuşturmak istiyordur. Ama inatçı olmasının nedeni de, tam kesinleşmesi içindir. Yani kafasında hiç kuşku kalmaması için en ince detaylara kadar direnir ki kafasında bir kuşku kalmasın. Onun için onları siz en iyisi bana yönlendirin, ben onlarla konuşurum, inşaAllah.
“Tartışmanın şeytandan olduğunu okumuştum bir kitabınızda ama deistlere karşı bir şey yapmamız konusunda muallaktayım. Ayetleri kullanarak normal bir Müslüman’ın inancını giderecek kadar bilgi sahibi olmuş deistlere karşı nasıl mücadele etmemiz gerekir?” Müslüman’ı Allah, hem deistlerle imtihan eder, hem deistlerin kendisi de imtihan olurlar. O tarz şüpheler olacak ki, iman sahih ve sağlam olsun. Tahkiki iman için, o tip insanlara ihtiyaç vardır. O tip şüpheyi Allah yaratır. Yani o tip şüphelerde olan insanları insanların üstüne de Allah gönderir. Mesele müşrikler de peygamberlere birçok konuda kuşkularını dile getiriyorlar. Mesela Firavun imanda direniyor. Ne anlatılırsa anlatılsın direniyor. Deist de direnebilir. Bana gönderin sorularını ben size vereyim cevabını. Açık bir yerde yapalım hatta, deistlerin sorularını koyalım, oraya da cevaplarını verelim. Deistler oradan bakabilirler.
DİDEMHANIM: Hocam, Kuran’da belirtilen fasık tanımı böyle mi oluyor?
ADNAN OKTAR: Fasık, Kuran’ın hükümlerini kabul ediyor, dini de kabul ediyor yapmıyor, hükmünü yapmıyor. Müşrikler vardır, şirk içinde olanlar vardır. Şirk diyebiliriz. Fakat deistlerin anlatımlarıyla iman güçlenir. Deistlerin faydası, Mehdiyet’i ortaya çıkarır mesela deistler. Çünkü bilgisi zayıf, aklı zayıf,imanı zayıf hocaefendiler vardır. Mesela deistler onları darmadağın ederler. İmanın bir tereşşuhu, bir yansıması olarak iman kuvvetli olduğu için güçlü imanda bir etkisi olmaz. Ama zayıf imanda, mesela liselerde, ortaokullarda, üniversitelerde deistler de, komünistler de, anarşistler de hepsi, çeşitli fikir grupları var. Hatta Budist, hatta Hıristiyan oluyor, başka bir inançta oluyor. Zayıf bir adamı, özellikle Darwinistlerdarmadağın ediyorlar, zayıf inamlı Müslümanları. Ediyorlar idi. Daha önce benim lise yıllarımda, Müslümanlar Darwinistlerle tartışamazlardı. Baya kaçar çok çekinirlerdi. Darwinizmle ilgili kitapları okumazlardı,Marksist eserleri okumazlardı, imanlarını kaybetmekten korktukları için, komünistlerle şiddetle çekinirlerdi tartışmaya girmekten. Tartıştıklarında hemen darmadağın oluyorlardı, çok zayıf ve çok güçsüzlerdi. Hıristiyanlar da öyle çok çekingendiler. Biz Darwinizmi darmadağın ettikten sonra, bütün dünyada Müslümanlar cesur oldular. Ama sorsan kökenini, haberi bile yok nereden kaynaklandığını onun. Birçoğu biliyor ama birçoğu da kaynağını bilmiyor. Ama içlerine bir cesaret geldi. Halbuki nokta-i istinadı biziz. Çünkü Darwinizmi, materyalizmi yıktığımız için, putlar yıkıldığı için, çok rahat hareket ediyor. Adam üstüne geliyor mesela deist diyor ki, “biz tesadüfen olduk” diyor. “Olur mu canım” diyor. Bizim internet sitesinin adresini veriyor “bak cevabı var orada” diyor. Adam bize karşı olmasına rağmen, bize muhtaç. Yine bizim adresimizi veriyor. Her konuda bize mecbur oluyor. Mehdiyet’le güya kendince alay ediyor ama Mehdiyet’e de için için inanıyor. Mesela birçok köşe yazılarına baktım bugün, Mehdiyet’e yönelik alaycı üslup kullanmışlar ama bilinçaltında inandıkları anlaşılıyor. Her yeri sarmış her yeri. Mesela göktaşı, meteor yağmurları şunlar bunlar, hemen anlıyorlar zaten neden olduğunu onun. Neye işaret ettiğini bizim söylememize gerek kalmıyor. Depremlerin bu kadar sıklaşmasının nedenini falan hepsini biliyorlar, su gibi biliyorlar. “Yok tanımam kendisini” falan diyor. Bir de bakıyoruz ki, su gibi gayet iyi biliyor. Beni, kendinden daha iyi tanıyor. Ama gururundan, “hiç tanımam bilmem, okumam” diyor. Gece gündüz okuyorsun.