Sunulan makale, Selefiliğin tarihsel dönüşümünü ve bu düşüncenin radikal cihatçı terör ideolojilerine evrilme sürecini akademik bir perspektifle ele almaktadır. Geleneksel dini anlayış ile şiddet yanlısı modern Selefilik arasındaki kavramsal farklar vurgulanırken, radikalleşme olgusu çeşitli psikolojik modeller üzerinden analiz edilmektedir. Müslüman Kardeşler'den El-Kaide ve DEAŞ'a uzanan süreçte; 1979 Kabe Baskını ve Afganistan Savaşı gibi kritik dönüm noktalarının küresel terörizm üzerindeki etkileri detaylandırılmaktadır. Ayrıca, bireylerin hangi sosyo-psikolojik aşamalardan geçerek aşırılıkçı yapılara dahil olduğu ve şiddeti nasıl meşrulaştırdığı incelenmektedir. Çalışma, terörü sadece askeri değil, aynı zamanda siyasal İslam ve toplumsal dışlanma bağlamında çok katmanlı bir sorun olarak tanımlar. Sonuç olarak, dini kavramların politik amaçlar doğrultusunda araçsallaştırılması ve bunun doğurduğu güvenlik riskleri kapsamlı bir şekilde sunulmaktadır.