Bu anlatı, kişisel hırs ve iktidar tutkusunun bir aileyi ve toplumu nasıl felakete sürükleyebileceğini anlatan ibretlik bir halk hikâyesidir. Yenge Hatun olarak bilinen bencil bir kadının, eşinin nüfuzunu kullanarak önce aile mirasına el koyması ve ardından entrikalarla eyalet yönetimini ele geçirme süreci işlenmektedir. Kendi çocuklarına ve akrabalarına karşı bile zalimleşen bu kadının yönetimi, bir darbe teşebbüsü ve ihanet planıyla doruğa ulaşsa da sonunda kendi oğlu ve sadık figürler tarafından durdurulur. Hikâye, adaletin yerini bulmasıyla sonuçlanırken, aşırı ihtirasın insanı nasıl yalnızlığa ve hüsrana uğrattığına dair evrensel bir ders niteliği taşır. Sonuç olarak, kötücül bir otoritenin yıkılışı ve yerine halkın güvenini kazanan dürüst yöneticilerin gelişiyle toplumsal huzurun yeniden tesis edilişi vurgulanır.