Bu köşe yazısı, Ahmet Rasim’in Şehir Mektupları eserinden yola çıkarak geçmişin zarif İstanbul tasvirleri ile günümüz Ankara’sının kaotik şehir yapısını kıyaslayan derinlikli bir anlatıdır. Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu, baharın gelişi, doğanın uyanışı ve eski İstanbul parklarının huzurunu, bugünün beton yığınları ve trafik sorunlarıyla karşı karşıya getirerek eleştirir. Yazıda Ahmet Rasim’in gazetecilik kimliği ve Abdurrahim Karakoç’un haberci şairliği üzerinden iletişimin toplumsal boyutu irdelenir. Yazar, modern şehirleşmenin getirdiği estetik kayıpları ve rant odaklı yapılaşmayı yererken, kişisel anılarıyla harmanladığı nostaljik bir atmosfer sunar. Son bölümde ise Ankara’nın karmaşasından kaçıp Taceddin Dergâhı’nın manevi huzuruna sığınarak geçmişin mirasına duyulan özlemi dile getirir. Metin, genel olarak doğa, edebiyat ve şehir kültüründeki yozlaşma temaları etrafında şekillenmektedir.