Yazar, günümüz devlet yapısında liyakat ilkesinin terk edilerek yerini körü körüne sadakate ve otoriter bir yönetim anlayışına bıraktığını savunmaktadır. Metne göre, sorumluluktan kaçan yöneticiler ve kuralları hiçe sayan bürokratlar nedeniyle devletin kurumsal kimliği ve toplumsal ahlak büyük bir zarar görmektedir. Geçmiş dönemlerle kıyaslama yapan yazar, memurların artık nesnel kanunlar yerine sadece üstlerinden gelen talimatlara göre hareket eden figürlere dönüştüğünü vurgulamaktadır. Devletin temel iskeleti olan bürokrasinin işlevsizleşmesi, bilgi ve ehliyetin dışlanmasıyla sonuçlanarak toplumsal bir yozlaşmayı beraberinde getirmektedir. Sonuç olarak, devletin yeniden ayağa kalkabilmesi için hukukun ruhuna dönüş ve dürüstlük ilkelerinin yeniden tesisi zorunlu bir ihtiyaç olarak sunulmaktadır.