Erol Sunat’ın bu kaleme aldığı metin, bireyin yaşamla kurduğu sancılı ilişkiyi ve insanın kendi hatalarıyla yüzleşmesini lirik bir dille ele almaktadır. Yazar, toplumsal ve ekonomik zorlukların gölgesinde kalan modern insanın hayata karşı duyduğu mahcubiyeti ironik bir "kusura bakma" ifadesiyle dile getirir. Metinde, insanın kendi hırsları ve vurdumduymazlığı nedeniyle yaşamın anlamını yitirmesi ile kader arasındaki ince çizgi sorgulanmaktadır. Geçim derdi, doğal afetler ve özgürlük arayışı gibi temalar üzerinden, aslında hayatın kendisinin değil, insanların seçimlerinin dünyayı yaşanmaz kıldığı vurgulanır. Nihayetinde bu eser, varoluşsal bir iç döküş niteliği taşıyarak okuru yaşama hakkı ve sorumluluklar üzerine derin bir muhasebeye davet etmektedir.