H. Nurcan Yazıcı tarafından kaleme alınan bu metin, siyasetin bir toplumsal araç olmaktan çıkıp bireysel kimliğin merkezine yerleşmesinin doğurduğu tehlikeleri ele almaktadır. Yazar, ideolojiler kişinin benliğiyle bütünleştiğinde fikirsel esnekliğin kaybolduğunu ve karşıt görüşlerin birer tehdit olarak algılandığını savunur. Bu durumun neticesinde rasyonel tartışma ortamı yerini savunmacı bir kutuplaşmaya bırakarak diyalog zeminini tamamen yok eder. Metne göre siyasetle kurulan sağlıklı ilişki, bireyin düşüncelerine sahip olması ancak fikirleri tarafından esir alınmaması prensibine dayanmalıdır. Sonuç olarak, insanın kendisini sadece bir tarafa ait hissederek tanımlaması, entelektüel gelişimi durdurmakta ve toplumsal iletişimi sadece reflekslere indirgemektedir.