Yazar Erol Sunat, toplumsal ve bireysel bir yabancılaşma sürecini ele alarak modern insanın kendi öz değerlerinden nasıl uzaklaştığını sorgulamaktadır. Metin boyunca, ekonomik sıkıntılar ve sosyal bağların zayıflamasıyla birlikte insanların yalnızlığa sürüklendiği ve umutlarını yitirerek görünmez hale geldiği vurgulanmaktadır. Maddi zorlukların gölgesinde kalan emekliler, gençler ve çiftçiler üzerinden, toplumun içine düştüğü duyarsızlık ve boşluk hissi etkileyici bir dille tasvir edilmektedir. Kaybolan samimiyetin, dostluğun ve ortak hedeflerin yerini alan bu karamsar tabloya karşı yazar, hakikatle yüzleşme çağrısında bulunmaktadır. Son bölümlerde ise geçmişin asil ideallerine ve milli mücadele ruhuna atıf yapılarak, bu toplumsal savruluşun ancak köklere tutunarak bir silkinişe dönüşebileceği belirtilmektedir. Bu eser, öz saygıyı yeniden kazanmanın ve toplumsal dirilişin bir zorunluluk olduğunu hatırlatan duygusal bir uyarı niteliğindedir.