Erol Sunat’ın kaleme aldığı bu metin, haksızlığa karşı dimdik duran cesur bir kadının toplumsal adalet arayışını ve hayat mücadelesini konu alan etkileyici bir hikâyedir. Kocası tarafından terk edildikten sonra pes etmeyen başkarakter, kararlılığı ve dürüstlüğüyle zamanla şehrin Bedesten Ağası konumuna yükselerek büyük bir saygınlık kazanır. Hikâye boyunca kahramanın ailevi ihanetlerle, zorbalarla ve toplumsal önyargılarla kılıç kuşanarak çarpışması, onun fedakâr bir anne ve otoriter bir lider olarak portresini çizer. Son bölümlerde ise yıllar sonra gelen kardeşlerin buluşmasıyla, geçmişteki kırgınlıkların yerini bir nebze de olsa huzur ve kabullenişe bıraktığı görülür. Nihayetinde anlatı, adaletin sadece mahkemelerde değil, kişinin kendi azmi ve dik duruşuyla inşa edilebileceğini vurgulayan ibretlik bir ders niteliği taşır.