Bu köşe yazısı, komedyen Deniz Göktaş’ın sergilediği bir stand-up gösterisi nedeniyle dini değerleri aşağılama ve Cumhurbaşkanına hakaret suçlamalarıyla tutuklanmasını eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, yargı sürecindeki çifte standartlara dikkat çekerek, benzer ifadelerin geçmişte hukuken suç sayılmadığını ve bizzat Erdoğan tarafından önemsiz bir eleştiri olarak nitelendirildiğini hatırlatmaktadır. Göktaş’ın yurt dışından kendi rızasıyla gelmesine rağmen ters kelepçeyle gözaltına alınması, adaletin tarafsızlığına dair ciddi soru işaretleri uyandırmaktadır. Makale, "diktatör" ifadesinin hakaret değil siyasi bir kavram olduğunu savunan geçmiş mahkeme kararlarına atıfta bulunarak mevcut tutuklama kararının hukuki dayanağını sorgular. Sonuç olarak, ifade özgürlüğünün kısıtlanması ve mizahın cezalandırılması üzerinden Türkiye'deki güncel siyasi ve hukuki iklimin bir portresi çizilmektedir.