Yazar Mehmet Özkendirci, bu metinde seksenine merdiven dayamış anarşist ruhlu bir sanatçının iç dünyasını ve toplumsal gözlemlerini paylaşmaktadır. Kendiyle barışık olmayan bir bilge edasıyla, hayatı boyunca biriktirdiği eserleri İstanbul’da "Karma Karışık" isimli bir sergide toplama arzusunu dile getirmektedir. Anlatı boyunca Spinoza’nın panteist felsefesi ile Leonardo da Vinci’nin doğadan ilham alan dehası arasında köprüler kurarak evrensel bir düzeni sorgulamaktadır. Özkendirci, meşhur olmanın yozlaşmış yollarına eleştirel bir pencereden bakarken, doğadaki ilahi uyumu kendi inanç dünyasıyla harmanlamaktadır. Metin, modern Türkiye’deki fikri sığlıkları ve dini istismarları kargalar ve filozoflar üzerinden çarpıcı bir dille eleştirmektedir. Yazar, yaşamın son demlerinde dahi öğrenme aşkını ve sorgulayıcı tavrını koruyarak okuyucuyu derin bir düşünce yolculuğuna davet etmektedir.