Yazar Yusuf Dülger, bu metinde toplumsal ahlakın bozulması ve kadın düşmanlığı üzerine yaptığı gözlemleri eleştirel bir dille paylaşmaktadır. Bir hastanedeki manevi danışmanla yaptığı görüşme üzerinden, dini temsil eden bazı kişilerin kadınları günahın kaynağı olarak gören sığ ve ayrımcı yaklaşımlarını ifşa eder. Ayrıca Çankırı’daki bir okul afişinde kız öğrencilerin sansürlenmesini örnek göstererek, eğitim sistemindeki cinsiyetçi zihniyetin vardığı boyutlara dikkat çeker. Dülger'e göre, toplumsal çürümeyi sadece kadınlara yüklemek büyük bir hatadır ve bu durum köhne bir geleneksel anlayışın ürünüdür. Sonuç olarak yazar, dini kavramların yanlış yorumlanmasının ve kadınların toplumsal hayattan dışlanmasının milli terbiyemize zarar verdiğini savunur. Bu gidişatı durdurmak için liyakat sahibi kadroların yetiştirilmesi ve insani değerlerin her türlü ideolojinin üstünde tutulması gerektiğini vurgular.