Mevlana’nın insan sevgisi Kur’an’a ve peygamberimize dayanmaktadır. Peygamberimiz bir hadisinde “Allah güzeldir, güzelliği sever, kibir ise Hakkı kabul etmemek ve insanları hor görmektir” buyurmuştur. İşte Mevlana’nın sevgi ve hoşgörüsünde yatan temel prensip budur.
Mevlana’ya göre sevgi ve hoşgörü insanlık vasıflarındandır. Eşrefi mahlukat, emri Mevlana’da hayat bulur. Hayvanın bu kavramlardan haberi olmadığı gibi, bu duyguları yaşaması imkânsızdır. O bu konudaki düşüncelerini şöyle ifade etmiştir:
Sen âşık olmadıysan, sevgi nedir, bilmiyorsan; Yürü git, ot otla; eşeksin sen(Mektuplar:95).
Aşk, büyükler için bal, çocuklar için süttür. Aşk her gemiyi batıran istiap fazlası son yüktür (Mesnevi VI: 4032).
Nur ve kemal, helal lokmadan doğar. İlim ve hikmet, aşk ve merhamet helal lokma ile olur (Mesnevi I:1707).
Mevlana’ya göre sevgi, muhabbet, dünyanın yaratılış sebebidir. Aslında bu sufizmin temel hareket tarzını da oluşturur. Allah evreni sevgi yüzünden yaratmıştır. Nasıl ki, çocuğun bedeni sütsüz yaşayıp gelişemezse, ruhu da sevgisiz var olamaz. Yetişkinler içinse sevgi, bal gibi çok tatlı bir şeydir. Yine Mevlana’ya göre, gerçek sevgi, muhabbet karşılıksız sevgidir, sevdiğin kişinin seni sevip sevmemesi önemli değildir.
İnsan yeryüzünde Allah’ın halifesidir. Mevlana bu derin Kur’ani kavramı öyle güzel işler ki: “Dağ, taş, su, ateş, yel bile insana secde etmededir. Birkaç lüzumsuz münafık secde etmemiş noksan mı gelir insana”(Fihi Mafih:226).
Mevlana’nın sevgi anlayışı Yunus’un sevgi anlayışı ile örtüşür. Yunus, Yaratılanı sev, Yaratandan ötürü diyor. Mevlana’da aynı inci çizgiyi topluma aktarıyor. Allah insanı yaratıp ona ruhundan üfürdüğü için insan da Allah’tan bir eser taşımaktadır ve dolayısıyla onun yeryüzünde temsilcisidir. O sebeple Mevlana’nın nazarında kim olursa olsun, ister dinli ister dinsiz, ister kadın ister erkek, ister zengin isterse fakir olsun hepsi saygı değerdir. Bütün insanları bir gözle görmek ve ona saygı göstermek gerekir. Ayrıca insanlardan şikâyet etmek de doğru değildir. Çünkü Mevlana’ya göre, “Yaratıktan şikâyet, Yaratandan şikâyettir”(Mektuplar:136).
sevdiğini iddia edenden kendini boğaz köprüsünden atarak sevdiğini sıkıntıya sokması değil onun için yaşaması beklenir, tersini yapanın sevgisinde samimi olmadığı bencilliği açıktır. Onun sevgi iddiası sadece geçici bir ihtirastan ibarettir. Seven karşılıksız sever. En büyük aşk ise ilahi aşktır ilahi aşkı öğrenmeyen gerçek aşkı hiçbir zaman öğrenemez!
*-
şarkıyı söyleyen Cihanbeylili Kandilli memo'dur.