Bu köşe yazısı, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Birleşmiş Milletler’i işlevsizliği nedeniyle bir kafe benzetmesiyle eleştirmesi ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Atatürk Uluslararası Barış Ödülü vermesi arasındaki çelişkiyi ele almaktadır. Yazar, BM’nin Gazze ve Kıbrıs gibi kritik meselelerdeki etkisizliğini vurgulayarak, özellikle Guterres Planı üzerinden Türkiye'nin milli çıkarlarıyla örtüşmeyen bir ismin ödüllendirilmesini sorgulamaktadır. Eleştirel bir dille kaleme alınan yazı, geçmişte benzer şekilde tartışmalı isimlere verilen devlet nişanlarını hatırlatarak iktidarın dış politika tutarlılığını analiz etmektedir. Metnin temel odak noktası, uluslararası kurumların etkisizleştiği bir dönemde sembolik ödüllerin kime ve hangi gerekçelerle sunulduğu üzerindeki ironidir.