Dr. Alper Sezener tarafından kaleme alınan bu metin, iktidarın sanatçıları susturma yöntemlerini fiziksel baskıdan ziyade itibarsızlaştırma ve toplumsal dışlama üzerinden analiz etmektedir. Yazar, sanatçıların eserlerinden ziyade karakterlerinin hedef alınarak kamuoyu nezdinde marjinalleştirildiğini ve bu sayede sansürün toplumsal bir reflekse dönüştüğünü savunmaktadır. Metinde, Dalton Trumbo’nun Hollywood kara listesine karşı verdiği mücadele merkezine alınarak Nâzım Hikmet’ten Milan Kundera’ya kadar pek çok ismin yaşadığı evrensel baskı mekanizmaları örneklendirilmektedir. Sanatın, iktidarın resmi anlatısına karşı alternatif bir hafıza oluşturma gücü vurgulanırken, otoriter yapıların asıl korkusunun sanatın bireyler üzerindeki dönüştürücü etkisi olduğu belirtilmektedir. Nihayetinde makale, siyasi arşivlerin geçiciliğine karşın sanatın ve toplumsal hafızanın kalıcılığını zarif bir dille ortaya koymaktadır.