Atsız Burucu’nun kaleme aldığı bu metin, insan yaşamının kutsallığını ve üretkenliğin önemini vurgulayarak, toplumdaki ölüm ve cezaevi romantizmine karşı sert bir eleştiri sunmaktadır. Yazar, yaşamı ideolojik sloganlar uğruna feda etmenin bir kahramanlık değil, aksine insan hayatına yapılan büyük bir haksızlık olduğunu savunur. Sokrates örneği üzerinden asıl erdemin hapse girmek değil, her türlü şart altında ahlaki ilkeleri korumak olduğu ifade edilmektedir. Suçun cesaretle, cezanın ise bir madalya gibi gururla karıştırılmasının toplumsal bir yozlaşma belirtisi olduğu metinde açıkça belirtilir. Sonuç olarak kaynak, toplumların gerçek gücünün mezarlıkların kalabalıklığında değil, özgür ve üreten bireylerin varlığında yattığını hatırlatmaktadır.