Bu yazı, Türkiye’deki demokratik kurumların zayıflamasını ve hukukun üstünlüğünün sarsılmasını eleştirel bir perspektifle ele almaktadır. Yazara göre, seçim usulsüzlükleri ve yargı mekanizmalarının siyasallaşması toplumda derin bir ahlaki çöküşe ve kuralsızlığa yol açmıştır. Gücün tek elde toplanmasıyla birlikte fren ve denge mekanizmalarının yok edildiği, liyakatin yerini ise olumsuz bir seçilimin aldığı savunulmaktadır. Toplumsal gündemin suni tartışmalarla meşgul edilerek asıl yolsuzlukların ve sistematik hataların üzerinin örtüldüğü vurgulanmaktadır. Nihayetinde yazar, denetlenemeyen iktidar pratiklerinin ülkeyi bir güvensizlik sarmalına ve toplumsal bir çözülmeye sürüklediği uyarısında bulunmaktadır.